Bir zamanlar avcı toplayıcı atalarımızın tüm evreni sadece dünyadan ibaretti. Sonra insanoğlu kendini evrenin merkezine koyarak gökyüzünde bulunan her şeyin kendi etrafında döndüğü ve dünyanın sabit olduğu fikrini ortaya attı. Sonra baktık ki aslında evrenin merkezi Güneş gibi görünüyor. Dünyamız da onun etrafında dönüyor. Ama gerçek böyle de değildi. Aslında Güneşimiz benzeri milyarlarca yıldız galaksimizi kuşatıyordu. Uzunca bir süre bu sonsuz gibi görünen galaksiyi evrenin tamamı sandık. Ama nasıl sanmazdık? Samanyolu o kadar büyüktü ki evrenin tamamını ondan ibaret sanmak hiç de şaşılacak şey değildi. En nihayetinde bugün biliyoruz ki evren galaksimizden ibaret de değil. Ona benzeyen yüz milyarlarca başka galaksi evrenimizin her yerine saçılmış durumda…
İçindekiler
Başka Evrenler de Olabilir
Bugünkü çalışmalar gözlemlenebilen evrenin çapının 93 milyar ışık yılı olduğunu söylüyor. Daha ötesinde ne var bilmiyoruz. Acaba bir gün az önce anlattığım cümlelerin sonuna şöyle bir tanesini daha ekler miyiz? “Bir zamanlar çokluevrenimizi sadece tek bir evrenden ibaret sanıyorduk, sonra keşfettik ki biz aslında sonsuz sayıda paralel evrenlerin bulunduğu bir mega, hiper uzaydaymışız.”
Neden olmasın?
Ya da belki aradığımız tüm o paralel evrenler, tam olarak bulunduğumuz yerdedir ve onları uzaklarda aramamıza da gerek yoktur.
Bir başka evrende sizden bir tane daha olduğunu hayal edin. Bu evrende belki ortalama bir hayata sahipsiniz. Evden işe, işten eve, eşiniz ve çocuklarınızla birlikte yuvarlanıp gidiyorsunuz. Fakat başka bir evrende, sizin bir kopyanız, bir milyarder olabilir. Ya da çok büyük bir komutan. Belki bir diğer evrende işler öyle farklı yürümüştür ki, doğanın sırlarını çözen büyük bir fizikçi olmuşsunuzdur.
Tabii 10 yaşında bir trafik kazasında hayatınızı kaybetmiş de olabilirsiniz.
Bazı bilim insanlarına göre büyük patlama her şeyin başlangıç noktası değil, tam tersine bir ara dönem, bir faz geçişi. Hatta büyük patlama kuramı başka evrenlerin varlığını zorunlu kılıyor. Henüz elimizde kanıt olmamasına rağmen çokluevren kuramı, büyük patlamanın ve diğer fizik problemlerinin sırlarını açığa çıkarabilir.
Nereden Çıktı Bu Paralel Evrenler
Daha önceki videolarımda defalarca bahsettiğim gibi kuantum dünyasının pek çok tuhaf çıkarımı var. Örneğin atomlar aynı anda birden fazla yerde olabilir, hem parçacık hem de dalga gibi davranabilirler. (“Kuantum fiziği nedir?” videosunda bahsettiğim gibi.) Ya da mesela iki parçacık evrenin iki farklı ucunda olsalar bile birbirleriyle anında haberleşebilirler. Kuantum dolanıklık ilkesi böyle olacağını söyler. İşte paralel evrenler fikri bu tuhaf çıkarımların bir kısmını açıklayabilmek için geçtiğimiz yüzyılda ortaya atıldı.
PARALEL EVRENLER TEORİSİNE ÜÇ FARKLI YAKLAŞIM
1-Kauntum Mekaniği ve Paralel Evrenler
İlk dile getirildiğinde paralel evrenler fikri, kuantum mekaniğinin “çoklu dünyalar yorumu” olarak bilindi. Eğer kuantum mekaniğinin meşhur çift yarık deneyini biliyorsanız o zaman bir parçacığın, mesela elektronun gözlemlenmediğinde aynı anda birden fazla yerde olabildiğini de biliyorsunuz demektir. Yani elektron, ortalarda kimse yokken dalga gibi davranır. Atom çekirdeğinin etrafında dönerken bir süper pozisyon halindedir. Bu yüzden de aynı anda sonsuz sayıda ihtimalde olduğunu tasvir etmek için bir elektron bulutu şeklinde gösterilir.
Peki elektron gözlemlendiğinde ne olur?
Dalga fonksiyonu çöker. Yani dalga değil parçacık olarak davranmaya başlar.
Hugh Everett ve Çokluevren Yorumu
Şimdi size bir bilim insanından bahsedeceğim.

Fizikçi Hugh Everett.
Bu arkadaş kuantum mekaniğine öyle bir yorum getirmiş ki doktora tezini bitirdikten sonra fiziği bırakmak zorunda kalmış.
Ne yapmış biliyor musunuz?
Kuantum mekaniğini “çokluevren” yorumu ile açıklamaya çalışmış.
Demiş ki:
“Bizi çevreleyen dünyayla ne zaman etkin bir biçimde etkileşime girsek, yani gözlem ya da ölçüm yapsak hem evrenin hem de kendimizin bölünmesine yol açıyoruz. Elektronun nerede olduğuna baktığımızda, dalga fonksiyonu çökmüyor ama gözlemci de dahil tüm evren bölünüyor.”
Bu konuyu biraz daha açalım:
Kuantum mekaniği hakkında biraz araştırma yapmış olanların ilk karşılaşacakları deneylerden biri çift yarık deneyidir. Bu deneyde madde parçacıklarının da aynen dalgalar gibi davrandığı ve aynı anda birden fazla yerde olabildiği anlatılmaya çalışılır. E biz de parçacıklardan meydana geliyorsak o zaman biz de mi aynı ayna birden fazla yerde olabiliriz?
Neden olmasın!
Çift Yarık Deneyi
Deneyde bir tabancadan elektron fırlatılır ve karşıdaki plakada mantığa uygun olarak yarıkların arkasında bir elektron öbeği oluşması beklenir. Tek yarık açıldığında bir sıkıntı yoktur. Dalgalarda, elektronlarda yarığın arkasında tek bir çizgiden ibaret olan bir iz bırakır. Fakat ikinci yarık açıldığında ise dalgaların davranışı değişir ve bir girişim deseni oluşur. Bu beklenen bir şeydir. İş elektronlara geldiğinde ise ikinci yarığın açılması arkadaki plakada iki farklı iz oluşmasını gerektirir. Ne de olsa elektron küçük bir bilye gibi bir madde parçacığıdır. Fakat beklenen olmaz. Elektron gizemli bir şekilde aynı anda iki yarıktan birden geçerek kendisiyle girişir ve dalgaların yarattığı gibi bir girişim deseni oluşturur. İşte bu inanılmaz bir şeydir. Bundan daha inanılmazı ise yarıkların başına bir dedektör koyduğumuzda elektron, dalgalar gibi davranmayı bırakır ve mantığa uygun şekilde davranarak yarıkların arkasında iki çizgi oluşturur. Bu dalga fonksiyonunun çökmesi denen olaydır.
İşte Everett’ın yorumuna göre burada gerçekleşen gizemli olay dalga fonksiyonunun çökmesi değil. Aslında atom altı parçacık iki veya daha fazla seçenekle karşılaştığı anda, bütün evren parçacığın önündeki seçenek sayısı kadar paralel gerçekliklere bölünüyor. Bu görüşe göre sonsuz sayıda evren var ve bu evrenler bizim evrenimizden küçük veya büyük farklarla ayrılıyor; üstelik her biri bizimkisi kadar gerçek.
Tüm bu diğer dünyalar ve boyutların bir araya sığması size imkânsız gelebilir. Sonuçta sırf bizim evrenimizin bile sonsuz olması mümkün.
O zaman diğerleri nerede?
Blok Evrenler
Bilim insanları bunları, üst üste çakışan blok evrenler olarak düşünüyor. Hepsi aynı zaman eksenini paylaşıyor ama her birinin kendi uzaysal boyutları var. Bir arada, üst üste varlıklarını sürdürüyorlar fakat kuantum seviyesinin dışında birbirleriyle etkileşmiyorlar.
Peki böyle olursa ne olur?
Tüm olası geleceklerin bir anda önü açılır. Bu da özgür irade meselesini tekrar ele almamızın gerekmesi demek. Eğer yaptığımız seçimlerle kendimize tüm olası uzay-zamanlar arasından bir yol çiziyorsak o zaman özgür iradeye sahibiz demektir. Önümüzde duran sonsuz seçenekler, çokluevrende var olan sonsuz sayıdaki evreni temsil eder.
İşte şimdi geçen videoda bahsettiğim geçmişe zaman yolculuğu bile mümkün hale gelmiş oldu. Çünkü uzay-zamanımız sonsuz gelecekten ve sonsuz farklı geçmişten sadece birini içerir. Yani artık geçmişe de geleceğe gittiğimiz gibi gidebiliriz. Önümüzde seçimlerimize dayalı pek çok geleceğin bizi beklemesi gibi aslında pek çok geçmiş de var.
2-Sonsuz Evren Modeli ve Paralel Evrenler
Bu hipoteze göre eğer evrenimiz sonsuz büyüklükteyse her şeyin kopyaları var demektir. Şimdi… Dünya ve biz parçacıklardan oluşuyoruz malum. Bu parçacıklar da bir tür lego gibi bağlarla birbirine bağlı durumda. Atomların molekülleri oluşturması gibi. Bu parçacıkların birbirine bir gezegen, örneğin dünyayı oluşturacak biçimde dizilerek bir araya gelmesi olasılığı sonlu bir rakam.
Peki bu ne demek?
Çok uzaklarda, görebildiğimiz evrenin sınırlarının ötesinde, üzerinde 7,8 milyar insan yaşayan bir gezegen daha var demek. Bu gezegen bizimkinin tıpatıp aynısı. Üstelik tek başına da değil. Birebir bizim dünyamız gibi olan başka dünyalar da var ve hayal edilebilecek her türlü versiyonda başka olası dünyalar da olmalı. Bu dünyalarda her birimizin moleküllerimize kadar birebir kopyaları olmalı.
Çünkü sonsuz büyüklükte bir evrende atom ve moleküllerin sonlu sayıdaki dizilim ihtimalleri eninde sonunda tekrarlanacaktır. Ve bize çok yakın hatta tıpa tıp kopyalar oluşacaktır. Er ya da geç olasılıklar tükenecek ve bağlanma biçimleri tekrarlanacaktır. Eğer evren tam anlamıyla sonsuzsa her şeyin sonsuz sayıda kopyası var demektir.
3-M-Teorisi ve Paralel Evrenler
Bildiğiniz gibi şu anda evreni açıklayan iki fizik teorisi var. Biri Einstein’ın genel görelilik kuramı, diğeri ise kuantum mekaniği. Bu iki teori de evreni açıkladığına göre, ikisini bir teoride birleştirebilirsek evreni bütünüyle anlayabiliriz. İşte bu teori sicim teorisi.
Sicim teorisi der ki:
Her şey en temelde titreşen sicimlerden meydana gelir. Yani atom altı parçacıklar bile aslında bir boyutlu ve ipliksi varlıklardan mürekkeptir. Bu ipliksiler farklı şekillerde titreşerek madde ve enerjiyi meydana getirir.
Bugüne kadar beş farklı sicim kuramı ortaya atıldı. Sonra Edward Witten adında bir fizikçi çıktı ve bu beş farklı sicim kuramını birleştirerek M-Teorisi’ni ortaya koydu. Her şeyin teorisi olmaya en yakın aday.
M teorisine göre evren 11 boyutlu. 11.boyut, sicimlerin birer membran gibi uzamalarına olanak veriyor. Teorik olarak eğer yeterli enerji sağlanabilirse, bir sicim bir evren kadar büyüyebilir.
Aynen dilimlenmiş bir ekmek gibi. Her dilim bir evren.
M teorisine göre işte bu evrenler bir araya gelerek çokluevreni meydana getiriyorlar. Hatta öyle ki bu çokluevrende membranların çarpışması demek bir büyük patlamanın ortaya çıkması demek.
Yani her şeyin başlangıcı olarak kabul ettiğimiz büyük patlama sadece küçük bir faz geçişinden, çokluevren boyutunda bir dalgalanmadan ibaret.
Farklı Paralel Evrenler Ne Anlama Geliyor?
Tüm bunlar kanıtlanmamış teoriler olsalar da gelecekte evren anlayışımızı kökünden değiştirebilirler. Geride bıraktığımız sonsuz sayıda paralel evren varsa o zaman mutlaka bizimkine çok benzeyen fakat birbirinden küçük farklarla ayrılan başka evrenler de olmalıdır. Mesela 2.Dünya Savaşı’nı Nazilerin kazandığı bir evren. Ya da soğuk savaşın sıcak savaşa dönüştüğü ve nükleer silahların dünyayı radyoaktif bir kazana çevirdiği evren. Belki de zulüm gören insanların olmadığı, barış içinde bir dünyaya ev sahipliği yapan bir evren. Çünkü sonsuz bu demektir; mümkün olan tüm ihtimaller vardır. Bu sayının ne kadar büyük olması gerektiğinin hiçbir önemi yok.
Sonuç:
Videonun başında da söylediğim gibi eğer olurda günün birinde paralel evrenler kanıtlanır ve çokluevrenin aslında bildiğimiz evren kavramından çok daha büyük trilyonlarca evren içeren bir yapı olduğunu, belki de sonsuz olabileceğini keşfedersek sizi bilmem ama şahsen bu benim hayatımın en büyük şaşkınlığı olacaktır. Zaten bugünkü haliyle bile evreni zihnimizde canlandıramıyoruz, varın siz düşünün ötesini nasıl anlayalım.
Fakat yine de biz bu kanalda bir şeyleri anlamaya, bilimin ışığıyla gerçekleri anlatmaya ve zihnimizin sınırlarını zorlamaya devam edeceğiz. Bir sonraki videoda 4.boyuta götüreceğim sizi. Şimdilik hoşça kalın.
Kaynaklar ve İleri Okuma:
https://popsci.com.tr/nasa-zamanin-geriye-aktigi-paralel-evrenin-kanitini-bulmadi/
https://en.wikipedia.org/wiki/Antarctic_Impulsive_Transient_Antenna
https://en.wikipedia.org/wiki/Hugh_Everett_III
https://web.itu.edu.tr/~kcankocak/docs/Coklu-evrenler-kerem-cankocak.pdf