İstanbul depremi bugün mü olacak? Yoksa yarın mı? 1 ay sonra mı? 1 yıl sonra mı? Yoksa 10 yıl sonra mı? Gece mi olacak yoksa gündüz mü? 99 Gölcük Depremi gibi yaz sıcağını mı bekler yoksa 2023 Kahramanmaraş Depremi gibi dondurucu bir kış günü de olabilir mi?

Evet çok konuşuldu. Ama konuşulması gerek. Hatta halen yeteri kadar konuşulmuyor. Ve arada sırada olan küçük depremlerin üzerinden biraz zaman geçtikten sonra da unutuluyor.

Deprem ne zaman olacak, tam nerede olacak ve büyüklüğü ne olacak bilinmez ama bütün bilim insanlarının buluştuğu tek bir ortak nokta var. Mesele İstanbul’da büyük bir deprem olup olmayacağı değil, ne zaman olacağı.

Felaket tellallığı yapıyorum diye kızmayın çünkü bu hayatın bir gerçeği. Ülkemiz dünya deprem haritasına göre oldukça tehlikeli bir konumda. Üstelik İstanbul’da 250, hatta 500 yılı aşkın süredir kırılmayan 4 fayda enerji birikimi söz konusu. Hoşumuza gitsin ya da gitmesin Marmara’da 7’nin üzerinde bir deprem olacak. Bunları ben söylemiyorum. Uzmanlar ve bilim insanları söylüyor.

Kuzey Marmara fayının henüz kırılmayan bir ucu maalesef İstanbul’da. Kuzey Anadolu fayı 1939 yılındaki Erzincan depreminden beri parça parça kırıldı. 1939 Erzincan 7.8, 1942 Tokat 7, 1943 Samsun 7.2, 1944 Bolu 7.2, 1999 Kocaeli 7.4 ve yine 1999 Düzce 7.2. Adeta yıkılan domino taşları gibi her deprem bir sonrakini tetikledi. Peki sırada İstanbul mu var? Kesin konuşmamakla beraber sırada İstanbul’un olması oldukça yüksek bir ihtimal. Fakat sırada İstanbul olmasa ne fark eder ki? Er ya da geç sırası gelecek.

Neden Hep İstanbul’dan Bahsediyoruz?

Peki neden hep İstanbul diyoruz? Başka yerler risk altında değil mi? Elbette risk altında. Bu haritada gördüğünüz kırmızı alanların tamamı 1. derecede risk barındırıyor. 2023 Şubat’ında bu hat üzerindeki her şehrin büyük tehlike altında olduğunu iki büyük deprem felaketiyle acı bir şekilde tecrübe ettik. Fakat İstanbul’un bu kadar çok konuşulmasının başka bir sebebi var. İstanbul depremi ne Gölcük depremine ne de Kahramanmaraş depremlerine benzeyecek.

Bildiğiniz gibi İstanbul Türkiye’nin kalbi. Beyin başkent Ankara olsa da eğer kalp durursa beyne giden kan durur ve tüm vücut fonksiyonları da işlevini kaybeder. İstanbul hem nüfus yoğunluğu ile ön planda, hem de ekonomik anlamda Türkiye’nin lokomotifi olduğu için olası İstanbul depremi tüm ülkeyi krize sokabilir. İşte bu yüzden de İstanbul daha çok konuşuluyor.

99 depreminde merkez üssü olan Gölcük’ten tam 100 km uzakta İstanbul Avcılar’da bile binalar yıkıldı ve yüzlerce kişi yaşamını yitirdi. İstanbul genelinde binlerce bina ağır hasar aldı. Peki Marmara Denizi’nin kuzeyinden geçen fay üzerinde, İstanbul’a 20 km uzaklıkta, belki daha bile yakın gerçekleşebilecek bir büyük depremin yaratabileceği yıkımı ve felaketi tahmin edebiliyor musunuz?

Biraz bundan bahsedelim.

Öncelikle yaptığım araştırmalarda fark ettiğim bir şey var. Sizlerle de paylaşmak istiyorum. Hiçbir bilim insanı ve siyasi, oluşacak bilançonun vahametini tam olarak açıklayabilme cesaretinde bulunamıyor maalesef. Çünkü tablo gerçekten ürkütücü.

TMMOB Raporu

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin 2017 yılında yayımladığı İstanbul Deprem Raporuna göre; İstanbul’da yaşanabilecek en kötü senaryo 1509 yılında yaşanan 7.7 büyüklüğündeki depreme benzer bir depremin yaşanması olacaktır. O yıllarda İstanbul ve Galata’daki nüfus yaklaşık 160 bin kişiydi ve 35 bin hane vardı. Ve yaşayan nüfusa göre 1000’de 31’lik bir ölüm oranı yaşandı. Günümüz İstanbul’unda ikameti olmadan yaşayanlar da dahil 20 milyona yakın kişinin yaşadığını düşünürsek, benzer bir deprem benzer bir hasar ile 625 bin can kaybına yol açabilir.

Buna, eski yapı standartlarıyla şimdikilerin aynı olmadığı, eskilerin günümüze göre daha az gelişmiş olduğu gerekçesiyle itiraz edebilirsiniz. Fakat İstanbul’daki tarihi yapılara baktığımızda durumun hiç de böyle olmadığını görüyoruz. Bazıları yüzlerce yıl geçmesine rağmen hâlâ ayakta. Üstelik o yıllarda yapılar şehrin en sağlam ve kayaç zeminleri üzerine yapılıyordu. Günümüze geldiğimizde ise nüfusun hızlı artışı nedeniyle yerleşim her bölgeye yayıldı. Dere yatakları ve gevşek zeminler binalarla doldu. Üstelik binaların kat sayısı arttı. Tüm bu faktörler gelecek benzer bir depremin bilançosunun daha da fazla olacağını açıkça gösteriyor.

Maalesef son günlerde televizyonlarda sözü edilen bazı deprem bilançoları fazlasıyla iyimser kalıyor olabilir. İstanbul’da nüfusun büyük bir kısmı 1. derece deprem bölgesinde yaşıyor. Mevcut yapı stoğunun yaklaşık %50’si kaçak ve %40’ı deprem ömrünü tamamlamış. 99 depreminden yeterince ders almadığımız için yapı denetimleri gerektiği gibi yapılmamış. Ve bu çürük binaların dönüştürülmesi işi hem çok maliyetli hem de çok zaman istiyor.

625 bin can kaybının yaşanacağı bir deprem ne demek? Lütfen bir düşünün. 7.7 büyüklüğündeki olası bir deprem 7.4’lük Gölcük depreminden 3 kat daha güçlü bir deprem demek. Aradaki o 0.3 puanlık fark hiç de küçümsenecek bir rakam değil.

Peki böyle bir deprem olması durumunda neler olabilir gelin bir bakalım. Fakat şunu unutmayın bu en kötü senaryonun yaşanması durumunda olabilecek olanlar.

Olası En Kötü İstanbul Depremi Senaryosu

İstanbul’un 1. derece deprem bölgesinde bulunan dayanıksız yapıların çoğu yıkılacak. Marmara Denizi içerisinde oluşabilecek heyelanlar sonucunda tsunami dalgaları depremden hemen sonra kıyılara zarar verecek ve yeni can kayıplarına sebep olacak. İstanbul’un tamamı enkazlardan çıkan toz bulutlarıyla kaplanacak. Elektrikler kesilecek ve mobil iletişim günlerce erişilemeyecek duruma geleceğinden yardım çağrıları gönderilemeyecek. Büyük depremden sonra oluşacak artçı depremler yeni can kayıplarını beraberinde getirecek. Çıkan yangınlar, gaz sızıntıları, elektrik kaçaklarıyla birçok insan hayatını kaybetmeye devam edecek.

Milyonlara varan sayıda insan enkaz altında kaldığı için yeterli kurtarma yardımı kesinlikle sağlanamayacak ve bu yüzden altın değerinde olan ilk saatlerde ağır yaralılar birer birer can verecek. Yıkılan binaların enkazlarından dolayı İstanbul’da yollar neredeyse tamamen kapanacak. Bu durum yardımların ulaşmasını çok daha zor hale getirecek. İnanılmaz bir kaos ortamı oluşacak. Açlık ve susuzluk had safhaya varacak. Eğer kış ise ilk günlerden donarak ölümler başlayacak. Hayatta kalma içgüdüsü bazı kötü niyetli insanların gasp, hırsızlık ve adam öldürmeye varabilecek kadar canileşmesine yol açacak.

Enkazdan çıkarılan yaralılar için hastane ve ilaç imkanları yetersiz kalacak. İnsanlar hastanelerde bile hayatlarını kaybedecek. Sağ kalanlar İstanbul’dan akın akın ayrılacak. Eğer yaz mevsimi ise ölü bedenler sıcağın da etkisiyle dayanılmaz bir koku yayacak. Mikrobik hastalıklar inanılmaz derecede yayılmaya başlayacak. Yüzbinlerce cesedi muhafaza etme ve ayrı ayrı defnetme imkanı olmadığı için toplu mezarlar kazılacak. Bazı insanlar yakınlarının cenazesine hiçbir zaman ulaşamayacak.

İlk haftalarda ülkenin yardım stokları ve maddi imkanları tamamen eriyecek. İlerleyen haftalarda Türk ekonomisi çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalacak ve devlet dış kaynaklardan yardım talep etmeye başlayacak. Türk lirası çok fazla değer kaybedecek. Enflasyon tavan yapacak. Gıda ve ilaç sadece İstanbul için değil tüm iller için sorun haline gelecek. Kıtlık baş gösterecek. Bazı büyük şirketler depremin yarattığı ekonomik çöküş nedeniyle bir daha toparlanamayacak. Ülkenin bu durumunu fırsat bilen bazı devletler yardım vaatleri altında Türkiye’yi boyunduruğu altına almaya çalışacak.

Deprem Ne Zaman, Nerede ve Kaç Büyüklüğünde Olabilir?

Peki büyük İstanbul depremi yaklaşıyor mu? Ne zaman, nerede ve kaç büyüklüğünde olacak? İnanın bana konuşulması gereken konular bunlar değil. Deprem yarın olsa ya da 1 ay sonra, 1 yıl sonra, 5 yıl sonra olsa ne fark eder ki? Eğer hazır değilsek sonuç değişmeyecek. Yine can kayıpları, yaralanmalar ve ekonomik çöküş getirecek. Ama yine de merak ediyorsanız bugünkü bilim, depremin yerini ve zamanını tespit etmeye yetmiyor maalesef. Ancak geçmişteki depremlerin istatistikleri ve tektonik hareketlerin takip edilmesi sonucu önümüzdeki 30 yıl içerisinde yüzde 70 ihtimalle bir deprem olması ihtimalinden bahseden uzman sayısı hiç de az değil. Ayrıca kırılması beklenen fayın tek seferde kırılması sonucu 7.6 civarı bir deprem, 2 seferde kırılması sonucu ise 7.1 civarı iki deprem olabileceği de söyleniyor.

Bunların haricinde tartışmalara konu olan bir mesele de Kuzey Marmara Fayında meydana gelen küçük depremlerin gelecek büyük depremin enerjisini boşalttığı meselesi. Fakat üzülerek söylüyorum ki bu yanlış. 7 büyüklüğündeki bir depremin enerjisine ulaşabilmesi için 5 büyüklüğünde 900 deprem olması gerekiyor. Artık siz hesap edin ne kadar enerji boşalması yaşanmış olabilir? Enerjinin boşalması bir yana dursun, küçük depremlerin gelecek büyük depremin tarihini daha da öne çektiği konusu büyük oranda kabul görmüş durumda. Yani bunlar apaçık uyarı depremleri.

Deprem Esnasın Ne Yapmalıyız?

Peki madem mevzuatta ve bilim insanı konusunda eksiğimiz olmamasına rağmen hala her şey olması gerektiği gibi yapılmıyor, binalar rant uğruna gevşek zeminlere inşa ediliyor, açgözlü müteahhitler daha fazla kazanmak için malzemeden çalıyorsa, biz ne yapabiliriz?

Mesela kendi kendimizi eğitebiliriz.

En başta artık söylemeye bile gerek olmasa da bir deprem çantası edinmemiz gerekiyor. Daha sonra ise açıklama kısmında linkini bulabileceğiniz Afad resmi sitesinde bulunan deprem esnasında yapılması gerekenler yazısını lütfen bir okuyun. Ben bunların arasından iki maddeye özellikle değinmek istiyorum ki en çok yapılan hataların bunlar olduğunu düşünüyorum.

Birincisi deprem esnasında sadece birkaç saniye içerisinde terk edebileceğiniz bir pozisyondaysanız bulunduğunuz binayı terk edin. Onun dışında kesinlikle dolgun, mukavemeti güçlü bir eşyanın yanında ana rahmi pozisyonunda yaşam üçgeni oluşturun. Çoğumuz daha önce yıkıcı bir depremle karşılaşmadığımız için sallantıların orta büyüklükteki depremler gibi yavaş yavaş şiddetinin artacağını düşünüyor ve binaların 30-40 saniye sonra yıkılacağı gibi bir yanılgıya düşüyoruz. Halbuki yıkıcı bir deprem aniden ve şiddetli bir şekilde vuracağı için eğer içerisinde bulunduğunuz bina sağlam değilse sadece birkaç saniye içerisinde bile çökme tehlikesi doğuyor. Bu sebeple üst katlardaysanız kaçmanız kesinlikle imkansız olacak ve kaçarken üzerinize çöken beton yığınlarından dolayı ölme riskiniz çok daha fazla artacaktır.

İkincisi ise depremden sonra eğer sizin durumunuz iyiyse hemen yakınlarınızı aramak için telefona sarılmayın. Böyle bir durumda hemen durum değerlendirmesi yapın ve açacağınız telefonun fayda sağlayacağından emin değilseniz telefonu kullanmayın. Bu sayede gerçekten ihtiyacı olan insanları zor durumda bırakmamış olursunuz. Çünkü bildiğiniz üzere her büyük depremde herkes telefona sarıldığı için GSM operatörlerinin hatları kilitleniyor. Eğer durumunuz acil değilse telefon açmak yerine WhatsApp gibi mesajlaşma uygulamalarını kullanmalısınız. Böylece o esnada yaralanmış ya da yangın gibi bir felaketle karşı karşıya kalmış insanların acil durum hatlarına bağlanabilmesine müsaade etmiş olursunuz.

Sonuç:

Dilerim ki beklenen Marmara depremi biraz daha gecikir ve bu süre zarfında özellikle kentsel yenileme projeleri hızlanarak binalar depreme dayanıklı hale getirilir. Umarım son deprem gerçekten eksikliklerimizi anlamak adına bir uyarı görevi görür ve yetkililer önlemlerini alırlar.

Sonuç olarak deprem ne bizim hayatımızın her gününü zindana çevirecek bir korku salmalı ne de hiç kâle almayı gerektirmeyecek kadar önemsizleştirilmeli. Eğer önlemimizi alırsak ve doğru zeminlerde doğru yapı teknikleriyle ve kaliteli malzemeyle yapılan yapılarda yaşarsak endişe etmemizi gerektirecek hiçbir şey kalmaz. Aynı Japonya’da olduğu gibi. Bu uyarı depremlerini hem biz hem de devlet ve kamu kuruluşları bir fırsat bilmeli ve derhal dönüşüm çalışmalarını hızlandırmalıdır. Depremin ne zaman olacağını bilmiyoruz ama neler yapmamız gerektiğini biliyoruz!

Kaynaklar ve İleri Okuma:

https://www.tmmob.org.tr/sites/default/files/rapor_2017_son.pdf

https://www.afad.gov.tr/deprem-aninda-neler-yapmalisiniz

https://t24.com.tr/haber/depremin-buyuklugu-ve-siddeti-arasindaki-fark-nedir,841424

https://www.trthaber.com/haber/infografik/77-ve-74-arasinda-ne-kadar-fark-var-744520.html

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya girin